Hrant Dink’in Ölüm Yıldönümünün Düşündürdükleri

BARIN KAYAOĞLU

21 Ocak 2011

[Click here for the English version of this article.]

Hrant Dink’in ölümünün üzerinden dört yıl geçti ve ölüm emrini verenler hala yakalanmadı.

Perde arkasındakilerin cezasız kalmasının belki de en önemli sebebi olay üzerinde toplumsal hassasiyetin fazla olmayışı. Birçok vatandaşımızda hala var olan “‘Hrant Dink Türk kanı zehirlidir; pistir’ dedi” ve “kardeşim Ermeni teröristlerin 1970’lerde-80’lerde öldürdüğü diplomatlarımız için; PKK’nın şehit ettiği askerlerimiz için neden bu kadar üzülmüyorsunuz?” türü görüşler Dink cinayetinin aydınlatılamamasına zemin teşkil ediyor.

Türkiye’de insanların birkaç şeyi akılda tutması gerekiyor: Öncelikle, Hrant Dink hiçbir zaman “Türk’ün kanı zehirlidir” dememişti. Dink, 13 Şubat 2004’teki o yazısında dünya Ermenilerine 1915 olaylarından dolayı kendilerini zehirledikleri “Türk” kavramını – yani “kanını” – içlerinden çıkarıp Ermeni kimliğini yapıcı bir şekilde inşa etmeleri gerektiğini söylemişti.

Akılda tutulması gereken bir diğer nokta da, Hrant Dink’in katlini şehit diplomatlarımızın ve askerlerimizin karşılığı gibi sunmanın ne kadar yanlış olduğudur. Bu ülkeyi hepimiz kadar çok seven, Türkler ve Ermeniler arasında yeniden barışı ve hoşgörüyü tesis etmeye çalışırken öldürülen Hrant Dink, diplomatlarımızın ve askerlerimizin karşısında değil onlarla birlikte tarihimizin şerefli sayfalarına girecektir. Zira diplomatlar ülkelerinin çıkarlarını, askerler de ülkelerinin topraklarını korurken aydınlar da ülkelerinin ve insanlığın ilerlemesi için çalışırlar. Hrant Dink buna çok güzel bir örnektir.

Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili en önemli noktayı da aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Eğer onun kadar sevgi dolu ve barışçı bir aydınımızın bizden çalınmasının hesabını soramazsak (tıpkı bizden bugüne kadar çalınan Uğur Mumcuların, Musa Anterlerin, Çetin Emeçlerin, İlhan Erdostların, Ahmet Taner Kışlalıların, Abdi İpekçilerin ve diğerlerinin hesabını soramadığımız gibi) birçok düşünürümüzü daha kaybetmeye devam edeceğiz. Bu da Türkiye’nin kültürel hayatını son derece sığ ve renksiz hale getirecektir. Ve eğer bu ülkenin kültürel hayatı sığ ve renksiz hale gelirse en büyük hayat damarlarından biri kopacaktır.

Katilleri bulamazsak bu yüzlere yenileri eklenecek.

Barın Kayaoğlu, Amerika’da Virginia Üniversitesi’nde Tarih Bölümü’nde doktora adayıdır ve her türlü yoruma, soruya ve fikir alışverişine açıktır. Kendisiyle bağlantıya geçmek için buraya tıklayın.

Ayrıca kendisini Twitter’dan (@barinkayaoglu) ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) da takip edebilirsiniz.

Print Friendly

2 thoughts on “Hrant Dink’in Ölüm Yıldönümünün Düşündürdükleri

Leave a Reply