“Yoktur Ruh İçin Daha Büyük Hastalık”: Türkiye ve İran Arasındaki “Mevlana” Savaşının Saçmalığı

BARIN KAYAOĞLU

9 Mart 2011

[Click here for the English version of this article.]

İki hafta once Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Türk” olduğunu söyledi. “Rumi” (yani “Romalı”), “Türki” Orta Asya’da doğmuş ve o sırada Türkler’in kontrolünde olan eski “Rum” topraklarına (yani Anadolu’ya) göç etmişti. Bakana göre bu sebeplerden ötürü Mevlana’nın Türk olması normaldi.

Sayın Günay’ın iddiaları birçok İranlı’yı sinirlendirdi. Bir kısmını da Facebook’ta “Molavi (Rumi) is a Persian poet, not Turkish!” (“Mevlana Türk değil Persli bir şairdir!”) adlı bir grup açmaya sevketti. Daha da iyisi, İran’ın yarı-resmi Mehr Haber Ajansı konuyu açıklığa kavuşturması için bir uzmana (!) danıştı: Sadeq Maleki isimli bu uzman, Mevlana’nın şiirlerini Farsça yazdığını, bunun da onun Pers “milliyetine” ait olduğunu gösterdiğini söyledi.

Ve hem Sayın Günay hem de Sayın Maleki – birçok Türk ve İranlı gibi – Mevlana’yla ilgili asıl noktayı kaçırdı. Aslında Mevlana’nın felsefesi ve şiirleri “milliyet” gibi basit bir kavrama sıkıştırılamayacak kadar muazzam.

Batı’da “Rumi,” İran’da ve Afganistan’da “Molana,” Türkiye’de de “Mevlana” olarak bilinen büyük insan 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içinde kalan Belh şehrinde dünyaya geldi. (Bugün olduğu gibi o gün de Belh birçok etnik grubun ve dilin karıştığı bir yerdi.) 1210’lu yılların sonuna doğru yaklaşmakta olan Moğol istilasında kaçan aile önce Bağdat’a yerleşti, ardından da Mekke’ye Hacc’a gittiler. Sonra da da Konya’ya yerleştiler.

Mevlana ilk önce babasının Konya’daki medresesinde dersler verdi ve özellikle felsefe üzerine çalışmalar yaptı. Ancak daha sonra Şems-i Tebrizi isimli gezgin bir dervişle tanışması onun hayatının dönüm noktası oldu. Şems’in kitabiliğe olan ilgisizliği fakat bunun yanında ortaya koyduğu müthiş bilgelik Mevlana’yı derinden etkiledi ve onu hayatın gerçek anlamını aramaya itti. Ardından da şiirleri geldi.

Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve İbn-i Arabi gibi büyük mutasavvufların çağdaşıydı. Ve o birikimin şu güzel mesajı Mevlana’nın Konya’daki kabrini ziyareti görev addeden dindar insanlar kadar dinle alakası olmayanları da kendine çeker:

Gel, gel, kim olursan ol yine gel.

İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel!

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.

Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,

İşte bundan ötürü Mevlana – Abraham Lincoln, Erasmus, Mahatma Gandhi, Martin Luther King, Pindar, Plutarch, Rabindranath Tagore, Socrates, ve Sofokles – gibi diğer büyük hümanistlerle birlikte tarihte özel bir yere sahiptir.

Tam da insanlığın Mevlana’nın barış, sevgi ve birlik mesajını gerçekten hayata geçirmesi gerektiği bir dönemde onun mirasına “güya” sahip çıkanların bu büyük insanın “milliyetini” tartışıyor olmaları trajikomiktir.

Bunun yerine, Türkler ve İranlılar Mevlana’nın eserlerini okuyup bunlar üzerinde ciddi şekilde düşünmeliler. Zira,

Yoktur ruh için daha büyük hastalık

Ey bu mükemmellik yalanına batan

Siz kibirli insanlar.

Barın Kayaoğlu, Amerika’da Virginia Üniversitesi’nde Tarih Bölümü’nde doktora adayıdır ve her türlü yoruma, soruya ve fikir alışverişine açıktır. Kendisiyle bağlantıya geçmek için buraya tıklayın.

Ayrıca kendisini Twitter’dan (@barinkayaoglu) ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) da takip edebilirsiniz.

Print Friendly

2 thoughts on ““Yoktur Ruh İçin Daha Büyük Hastalık”: Türkiye ve İran Arasındaki “Mevlana” Savaşının Saçmalığı

  1. tarihte her sey apacik eyandir /// sacma olan ! bu konu hakkinda beyandir % oncelikle deyerli turkler (ben dahil) kimlik ve uyruk kelimelerin ayri tutmamiz gerektigini bilmemiz lazim evet vatan severlik iyi hos bi duygu ama gerceklerin sinirini asmamak lazim . yillardir bu konu (mevlana turk mudur ? iranlimidir) tartisiliyor ama buyuk bir yanlislik icersinde nedeni ise biz turkler koyu ama cok koyu bir milliyetcilik duygusuna sahibiz ki bu cok iyi bir sey olmakla beraber kontorolsuz oldugumuz an bir o kadar tehlike saciyor. konuyu sade bir misalle acarsak daha iyi anlasilacaktir..birisi biri elma biri armut iki meyve agacin arasinda durup elinde elma agacindan fide urunu olan ( nakil yapilmis) bir armutu size gosterip bu hangi agaca aiittir sorsa hakli olarak hemen armut agacina ! cevabini veririz oysa cevap hem doru hem yanlis . simdi bu kadar felsefe yapmakla neyi anlatmaya calisiyorsun diyeceksiniz % bakin anlattigim ! bizi dusunduren (mevlana turk mudur ? iranlimidir) sorusunun soru metninin temeli kokten yanlis olmasidir bu soruda turkluk bir kimlik sorusudur ama iranlilik bir uyruk sorusu ki yan yana sorulmalari kesinlikle yanlistir . simdi buna istinaden mevlananin turk mu? deyil mi? tartisila bilir bir konu ki turk olsa ne mutlu ona ve bize% ki zaten dikkat ederseniz iranlilarda turk deyil de farstir diye iddia etmiyorlar ama turkiyelidir demek ayri ve yanlis bir soru . dogum yeri 1207 iran sinirlari belh olum yeri 1273 iran sinirlari dogu anadolu devlet ise iran adina savasip fetihler yapan iran adini yayan iran devleti olan turk selcuklular tarih ve mekan mucezza olarak kurulan ve turkiye siniri diye bilinen ilk turk devletini (osmanli 1302) yansitmiyor evet mevlana turk olabilir bunda sasirack bir sey yok su an bile(2011) iranda 30 milyonu askin bir turk nufusu var devletin en onde gelen isimleri turk (hamaney) saka gibi ama ben bile turkum ama atalarimla birlikte 3000 senedir iran siniri devleti ve bayragi altinda yasiyoruz ve digerleri gibi iranliyiz diyerlerinden kasdim ta binlerce yil once kral cyros tarafindan bir araya getirilen ve bir sinir icinde yasatilan 90ni askin dil ve lehceyle konusan iranlilardir ki turk dilide bunlardan sadece biri …turkiyede yaygin bir laf uzun sozun kisasi her turk dili konusan insan turkiyeli deyildir onun icin mevlana turk mudur? kesin olmamakla birlikte temennimiz bizim gibi turklukten mutluluk duymus ve insallah turkum diye bilmistir% iranlimidir? kesin olmakla birlikte isteyene ne yazik isteyene ne mutlu evet iranlidir . yani kimlik turk uyruk iranli

Leave a Reply