Türkiye’de “Du Bakali Nolcek” Diye Sormak

BARIN KAYAOĞLU

11 Şubat 2012

[For the English version, click here]

Ercan Akyol, Milliyet

Artık sadece Ergenekon’a üye olduğu iddia edilen bir Genelkurmay başkanımız yok. Şimdi de KCK bağlantılı olduğu söylenen bir MİT müsteşarımız var.

Böyle bir adli abukluk kendi ülkemizde değil de başka bir yerde geçse komik olurdu. Ama maalesef durum böyle değil.

Aslında işlerin bu noktaya geleceği Ekim 2009’da Kuzey Irak’taki Mahmur kampından gelen vatandaşlara hem örgüt sempatizanlarının hem de devletin gösterdiği muameleden belliydi. Mahmur grubu arasındaki PKK’lılar örgüte üye olmaktan pişman olmadıklarını belirttikleri halde “pişmanlık yasası”ndan faydalandırılarak göstermelik bir sorgulamadan sonra serbest bırakılmışlardı. Karşılamaya gelen vatandaşlar da Mahmurluları sanki Süper Lig’i kazanmışlar gibi bağırlarına basmışlardı. Devlet ve AKP hükümeti bu görüntülere ilk önce ses çıkarmadı. Ancak diğer kesimlerden gelen tepkiler üzerine Mahmur’dan gelenler hakkında PKK üyeliğinden tekrar soruşturma açılmıştı. Gruptan birçoğu Mahmur’a geri döndü; bazılarının hapse girmesi söz konusu.

Yüzlerce siyasetçinin, gazetecinin, askerin, polisin ve akademisyenin KCK’ya, Ergenekon’a ya da başka bir örgüte üye oldukları iddiasıyla tutuklanmaları adalet sistemindeki keşmekeşe daha da iyi bir örnek. Bu isimler arasında Hrant Dink cinayetinde Ergenekon bağlantılarını ortaya çıkaran ve Ergenekoncu olduğu iddiasıyla tutuklanan Nedim Şener ve yıllarını sol örgütlerle mücadele ederek geçirmiş ancak bir buçuk yıl önce aşırı sol “Devrimci Karargah” örgütünün lideri olduğu iddasıyla tutuklanan emniyet müdürü Hanefi Avcı var.

2007’den beri süren davalarda ne mahkumiyet ne de beraat kararının çıkmamış olması Türkiye koşullarında bile utanç verici bir görüntü.

Peki bu yazının başlığının bütün bunlarla ne alakası var? Başlık, Aziz Nesin’in en meşhur hikayelerinden birinden geliyor.

Zamanında zengin bir Arap şeyhi İstanbul’a yerleşir. Daha sonra da dindar bir ailenin çok güzel ama bir o kadar da saf kızıyla hayatını birleştirir. Bir gün işten eve gelen şeyh, karısının gününün nasıl geçtiğini sorar. Kızcağız başlar anlatmaya:

–          Sinemaya gittim. Salon bomboş olduğu halde bir adam geldi yanıma oturdu.

Şeyh merak içinde “e du bakali nolcek?” der, karısı anlatmaya devam eder.

–          Film bitti, sinemadan çıktım. Adam beni takip etmeye başladı.

Şeyh “e du bakali nolcek?” der yine.

–          Adam beni eve kadar takip etmekle kalmadı, bir de içeri girdi.

–          Du bakali nolcek?

Kızcağız en sonunda bütün saflığıyla “canım birşey olmadı, seninle her gece oynadığımız oyunu adam da benimle oynadı” der. Şeyh ise karısının saflığından dolayı üstelemez. Zaten yapacak birşey yoktur – olan olmuştur bir kere.

Bugünlerde Türkiye’de olanların nereye vardığından emin olmayanlar da “du bakali nolcek?” diyen zavallı kocanın halini andırıyor. Türkiye’nin başına gelecek olan belli de bu gidişe kimin ne şekilde “dur” diyeceği çok meçhul.

Barın Kayaoğlu, Amerika’da Virginia Üniversitesi’nde Tarih Bölümü’nde doktora adayıdır ve her türlü yoruma, soruya ve fikir alışverişine açıktır. Kendisiyle bağlantıya geçmek için buraya tıklayın.

Ayrıca kendisini Twitter’dan (@barinkayaoglu) ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) da takip edebilirsiniz.

Print Friendly

One thought on “Türkiye’de “Du Bakali Nolcek” Diye Sormak

Leave a Reply