Uluslararası Toplumun Suriye’yle İlgili Hoş Olmayan Seçenekleri

BARIN KAYAOĞLU

29 Şubat 2012

[For the English version, click here]

Yabancı güçlerin tekmelediği topun üzerinde "Suriyeli kanı" yazıyor. Uluslararası camia bu görüntünün gerçeğe dönüşmemesi için dikkatli olmak zorunda.

Rusya’nın ve Çin’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki vetolarının ardından uluslararası toplum Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmek için yeni yöntemler aramaya başladı. Geçen hafta Tunus’ta toplanan “Suriye’nin Dostları” toplantısı da düzinelerce irili ufaklı gruptan oluşan Suriye Ulusal Konseyi’ni bütünlüğü olan bir cephe haline getirmeyi amaçlıyordu. Yabancı güçler bu yolla Konsey’e önümüzdeki günlerde “sürgündeki Suriye hükümeti” olarak tanımayı düşünüyor olabilir. Ancak Suriye’nin dostlarının yapmaları gereken daha çok şey var.

Diğer seçenekler BM gözetimi altında Suriye’de “güvenli bölgeler” oluşturmak ve nizami Suriye Ordusu’ndan kaçan askerlerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu’nu silahlandırmak. Bu açıdan da Türkiye’nin “bütün seçenekler masada” tehdidini de “güvenli bölge” oluşturmak, hatta daha fazlasını yapma eğilimi olarak okumak gerekiyor.

Uluslararası camianın Suriye konusunda artık ciddi şekilde harekete geçmesi gerektiği kesin. Suriye ayaklanması başlayalı bir yıl geçti ve 8 bin insan öldü. Ancak uluslararası camia “güvenli bölgelerin” ya da Özgür Suriye Ordusu’na daha fazla silah ve mühimmat vermenin sorunu çözeceğine inanıyorsa kendisini kandırıyor demektir. 1990’larda Bosna-Hersek’te ve Ruanda’daki insani harekatlar, “güvenli bölge” kavramının başarısızlığını ortaya koydu. Daha da kötüsü, güçlü bir barış gücünün yokluğu saldırgan tarafı daha çok insanı öldürmeye teşvik edebilir.

Bu da demek oluyor ki yabancı devletler kapsamlı bir askeri harekatla Suriye’de barışı tesis edip edemeyeceklerini ciddi şekilde düşünmeye başlamalılar.

Ancak “askeri harekat” ibaresini hayata geçirmek, cümle içinde kullanmaktan çok daha zor. Halihazırda Rusya ve Çin, Batılı devletlerin, Turkiye’nin ve Arap Birliği’nin “Suriye’nin içişlerine” karışmalarını istemediklerini belli ettiler. Benzer şekilde, İran’ın da kaynaklarını (bkz. Hizbullah) Şam’daki müttefiklerini korumak için çok daha etkin bir şekilde kullanacağından emin olabiliriz. Ayrıca Batı’da, Türkiye’de ve diğer Arap ülkelerinde kamuoyunun Suriye’ye kapsamlı bir askeri müdahaleye ne kadar destek verecekleri de meçhul.

Eğer uluslararası camia Suriye’de Baas rejimini ortadan kaldırma konusunda kararlıysa, Esad sonrasında en çok tehlike arz eden noktayı da görmek zorunda: Suriye’nin çok mezhepli yapısı göz önüne alındığında yabancı müdahale – tıpkı Irak’taki gibi – dini çatışmaları alevlendirebilir. Bu da Suriye halkının durumunu şimdikinden bile daha kötü bir hale sokar.

Suriye’deki trajediyi gönülsüz siyasi nutukların çözemeyeceği aşikar. Ancak kararlı bir askeri müdahale de çözüm olmayabilir.

Barın Kayaoğlu, Amerika’da Virginia Üniversitesi’nde Tarih Bölümü’nde doktora adayıdır ve her türlü yoruma, soruya ve fikir alışverişine açıktır. Kendisiyle bağlantıya geçmek için buraya tıklayın.

Ayrıca kendisini Twitter’dan (@barinkayaoglu) ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) da takip edebilirsiniz.

Print Friendly

One thought on “Uluslararası Toplumun Suriye’yle İlgili Hoş Olmayan Seçenekleri

Leave a Reply