Tag Archives: Türkiye

1998 Türkiye-Suriye Krizinden Çıkarılacak Beş Ders

BARIN KAYAOĞLU

6 Eylül 2013

[For the English version, click here.]

Bugünlerde unutsak da 1998 sonbaharında Türkiye ve Suriye savaşın eşiğine gelmişti.

Ankara’nın Beşar Esat rejimine karşı gerçekleştirilmesi olası Amerikan hava saldırılarına verdiği destek, Türkiye’nin Suriye macerasının 15 yılda nasıl dönüp dolaşıp aynı yere geldiğini gözler önüne seriyor. Ancak Amerika’nın Suriye’ye saldırması daha muhtemel hale gelse bile Batılı ve Ortadoğulu müttefiklerinin Esat rejimini çabucak devirmek için her türlü olanağı kullanmaktaki isteksizlikleri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nda hayal kırıklığı yaratmış durumda. Bu ortamda 1998 olayından ve sonrasından alınacak beş ders Türkiye’nin Suriye üzerindeki ulusal çıkarlarını korumasına yardımcı olabilir.

[Yazının tamamını okumak için buraya tıklayın.]

Barın Kayaoğlu Virginia Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora adayı ve Yale Üniversitesi’nde Uluslararası Güvenlik Çalışmaları programında misafir araştırmacıdır. Kendisini Twitter’da (@barinkayaoglu) ve Facebook’ta (BarınKayaoğlu.com) da takip edebilirsiniz.

Share

Erdoğan’ın İsrail Karşıtı Sözleri ve Türkiye’de Yahudi Karşıtlığının Yansımaları

BARIN KAYAOĞLU

22 Ağustos 2013

[For the English version, click here.]

Türk ülkelerinden çok ünlü bir kişi öfke içinde Yahudiler’e ve İsrail’e dünya üzerindeki zararlı etkilerinden dolayı sözlü olarak saldırıyor. Amerikalılar şok geçiriyor. Hikayeyi bilenler gergin bir şekilde olsa da gülüyorlar zira bu filmi daha önce seyretmişler. Kahramanımız Britanyalı komedyen Sacha Baron Cohen’in Borat karakteri değil, 3 Temmuz Mısır darbesinin arkasında İsrail’in olduğunu iddia eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.

[Yazının tamamını okumak için tıklayın.]

Barın Kayaoğlu Virginia Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora adayı ve Yale Üniversitesi’nde Uluslararası Güvenlik Çalışmaları programında misafir araştırmacıdır. Kendisini Twitter’dan (@barinkayaoglu) ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) takip edebilirsiniz.

Share

Gezi Sonrası AKP Rota mı Değiştiriyor?

BARIN KAYAOĞLU

13 Ağustos 2013

[For the English version, click here.]

Gezi Parkı protestoları sonrasında ortaya atılan “Erdoğan ve AKP zorda” iddialarının abartılı olduğu iyice belli oldu. Son olarak AKP’li bir milletvekilinin başkanlığını yaptığı bir düşünce kuruluşunun yayınladığı rapor, iktidar partisinin sadece gücünü muhafaza ettiğine değil, aynı zamanda olası bir rota değişikliği yapacağına da işaret ediyor. Bu rota değişikliği ise Türkiye’de önümüzdeki sene yapılacak belediye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini çok ciddi bir şekilde etkileyebilir.

[Yazının tamamını okumak için tıklayın.]

Barın Kayaoğlu Virginia Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora adayı ve Yale Üniversitesi’nde Uluslararası Güvenlik Çalışmaları programında misafir araştırmacıdır. Kendisini Twitter’dan (@barinkayaoglu) ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) takip edebilirsiniz.

Share

Türkiye Ergenekon’u Nasıl Yanlış Yorumluyor

BARIN KAYAOĞLU

7 Ağustos 2013

[For the English version, click here.]

Ergenekon davasında dün açıklanan cezalara farklı kesimlerin gösterdiği tepkiler, Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti kültürünün hala gelişmediğine işaret ediyor.

İddia makamına göre, Ergenekon örgütü Türkiye’de “derin devletin” ta kendisiydi. Örgüt, faili meçhul cinayetler ve “hedef şaşırtma” operasyonları yoluyla demokratik yoldan seçilmiş hükümetleri devirmişti ve suçluydu. Savcılar Ergenekon üyelerinin 2004-2007 arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ve hükümetini devirme planları yaptıklarını bile söylediler. Sonuç olarak, düzinelerce asker, polis, akademisyen, ve gazeteci uzun süreli hapis cezasına çarptırıldılar.

Ergenekon davası Türkiye’de askerin siyaset üzerinde üstünlüğünü kırması için çok iyi bir fırsattı. Ancak davaya damgasını vuran sahte delil iddiaları, uzun süren gözaltı ve tutukluluk süreleri, verilen cezaların meşruiyetiyle ilgili toplum nezdinde görüş birliği olmaması, ve en önemlisi, Ergenekon’un henüz bitirilmemiş olma ihtimali Türkiye için çok ciddi bir tehdit oluşturuyor.

[Yazının tamamını okumak için tıklayın.]

Share

Patlayan Mısır, Ders Çıkarması Gereken Türkiye

BARIN KAYAOĞLU

8 Temmuz 2013

Bu yazının hedefi farklı yazarların günlerdir ifade ettiklerini tekrar önünüze koymak değil. Amaç, 3 Temmuz darbesinin güya “analizini” yapıp Türkiye’nin, Mısır’ın, ve genel olarak da Ortadoğu’nun yeni dinamiklerni idrak edemeyenlere başka bir bakış açısı sunmak.

İlk olarak Mısır’da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin darbeyle indirilip yerine Yüksek Mahkeme Başkanı Adli Mansur’un getirilmesini memnuniyetle karşılayanlarla başlayalım. Artık Türkiye’de böyle şahıslar nitelik olarak da nicelik olarak da azınlıktalar. Şu ana kadar Facebook ve Twitter’da “Mısır’daki olaylar darbe değil, halk ayaklanmasıydı – zaten yeni cumhurbaşkanı da hemen göreve başladı” türü zırvalamalara çok nadiren şahit oldum. Geçtiğimiz ay Gezi Parkı protestolarına katılanların darbe istemediklerini açıkça ifade etmeleri de Türkiye’de artık “postal yalayıcıların” devrinin geçtiğine işaret ediyor.

Ancak buna rağmen, 3 Temmuz akşamı Mısır’daki kitlesel eylemlerin ortasında yapılan askeri darbe sanki Türkiye’de olmuş gibi gürültü yapıldı. Özellikle Başbakan Erdoğan, Gezi Parkı sonrası gerçekleri saptırma konusunda sergilediği etkileyici performansı Mısır için de tekrar etti. Aynı görüşleri Başbakan’ın partisine mensup siyasetçiler ve medyadaki destekleyicileri de dile getirdiler.

Tabi bu ortamda sadece iki hafta önce “içişlerimize karışamazsınız” dedikleri Avrupa Birliği’nden Mısır’daki darbeyi önlemek için de yardım istedi AKP hükümeti. Siyasette körü körüne tutarlı olmaya çalışmak akılsızlıktır. Ancak bir gününüz diğerini tutmassa hiç kimse sizi ciddiye almaz.

İlk problemle bağlantılı olarak “yabancı odakları” suçlayanlara gelelim. Birçok kimse Mısır’daki olayların arkasında Amerika’nın veya diğer yabancıların “parmağını” aradı ve bu, Başbakan’ın Gezi Parkı olayları sonrası ortaya attığı “faiz lobisi” ve “dış güçler” söylemlerini hatırlattı. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın geçen hafta kabaca ancak fikirlerini de net bir biçimde gösteren “Yahudi diasporası” söylemi buna iyi bir örnek. (Atalay’ın sözleri Müslüman Kardeşler’in yeni başkan Mansur’un Musevi olduğu iddiasıyla ilginç bir şekilde örtüşüyor.)

Yalnız “yabancı odaklar” tezine inananlar çok önemli bir noktayı gözden kaçırıyorlar: 2011’de Amerika’nın Irak’tan çekilmesiyle ve Arap Baharı’yla birlikte ortaya yeni bir Ortadoğu tablosu çıktı. Bu tabloda artık ne bölgesel güçler ne de uluslararası aktörler duruma tam olarak hakim değiller. Amerika’nın, İran’ın nükleer programına askeri müdahalede bulunmaktan çekinmesi ve Suriye’deki iç savaşa karışmayı reddetmesi buna en iyi örnek. Artık Ortadoğu’da “patron” veya “model” yok. Bulunduğumuz noktada varolan tek gerçek, Ortadoğu halklarının talepleri ve bölge devletlerinin politikalarının etkileşimlerinin olaylara yön verdiği.

Aslında Mısır bu “halk-devlet etkileşimi” dinamiğini yıllardan beri yaşıyor. 1952 darbesi Kral Faruk’u devirerek Cemal Abdül Nasır’ın önünü açmıştı. Nasır önce demokrasi ve kalkınma vaad ettiyse de sonradan hızla gelişmek için demokrasi ve özgürlükleri askıya aldı. Ancak neticede ülkesine ne demokrasi ne de refah getirebildi. Nasır’ın 1970’te aniden ölmesi Enver Sedat’a, Sedat’ın 1982’de suikaste uğramasıysa Hüsnü Mübarek’e iktidar kapılarını açtı.

Mısır'ın demokrasi paradoksu.
Mısır’ın demokrasi paradoksu.

Bütün bu liderler güçlerini ordudan almaktaydılar. (2011 başında Mısır ordusunun halkla Mübarek arasında çekişmede tarafsız kalmasının sabık diktatörün düşmesindeki en kilit sebeplerden biri olduğunu unutmayalım.) Hem Sedat hem Mübarek (tıpkı Nasır gibi) önceleri siyasi ve iktisadi reform sözü verseler de Mısır halkının demokrasi ve refah umutları hep başka bahara kaldı. Bu ortamda, devrik Cumhurbaşkanı Mursi’nin de üyesi olduğu Müslüman Kardeşler örgütü popülaritesini Nasır’a, Sedat’a, ve Mübarek’e direnerek korudu.

Bu son noktadan hareketle karşımıza şu nahoş gerçek çıkıyor: 3 Temmuz darbesi sonrası Mısırlı dostlarımız ülkelerinin son 60 yıldır tecrübe ettiği – ve bizim de yakın zamana kadar Türkiye’de tecrübe ettiğimize benzer – “demokratik umutlar-otoriter liderler”den müteşekkil bir fasit daireyle hala boğuşuyorlar. Bu daireden kurtulsalar bile, bugün Mısır’dan gelen ölüm haberleri bu kırılmanın sonrasında ortaya çıkacak tablo konusunda bizi iyimser olmaktan alıkoyuyor.

Otoriter liderlerden kurtulmanın en iyi yolu onları yeni otoriter liderlerle değiştirmemek. Patlayan Mısır’dan Türkiye’nin çıkarması gereken en önemli ders belki de bu.

Barın Kayaoğlu, Virginia Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora adayı ve Yale Üniversitesi’nde Uluslararası Güvenlik Çalışmaları programında da misafir araştırmacıdır. Kendisiyle bağlantıya geçmek için buraya tıklayın.

Ayrıca kendisini Twitter’dan (@barinkayaoglu) ve Facebook’tan (BarınKayaoğlu.com) da takip edebilirsiniz.

Share